Yazar arşivi Dicle Fırat

ileDicle Fırat

Diş Dolgu Tedavisi

Diş Dolgu Tedavisi
Dişin mine veya dentin gibi dış tabakalarında oluşan çürüklerin erken dönemde tedavilerinin yapılmasını ve bu sayede çürüklerin ilerlemelerinin durdurularak dişin canlılığını korumayı amaçlayan diş hekimliği branşıdır.

Bu sayede sonraki aşamalar olan endodonti (kanal tedavisi) veya diş çekimi önlenmiş olur. Oluşan diş maddesi kayıpları, estetik fonksiyonel ve ağız dokularına uyumlu bir şekilde dolgu ile tedavi edilmektedir.

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına neden olmaktadırlar.

Hastaya uygulanacak dolgu tipinin seçiminde uygulanacak bölge, bu bölgede etkili olan çiğneme kuvvetler, hastanın estetik beklentileri ve de madde kaybının miktarı büyük önem taşımaktadır.

DOLGU ÇEŞİTLERİ

Amalgam Dolgular (Metal Dolgular)

Dayanıklılığı ve ekonomik oluşuyla yıllar boyunca en çok tercih edilen dolgu maddesi olmuştur. Günümüzde ise hastaların artan estetik talepleri, amalgamın içerdiği civanın insan sağlığına etkileri konusundaki söylentiler ve de adeziv sistemlerdeki (diş renginde dolgular), bu materyalin yavaş yavaş terk edilmesine neden olmaktadır.

Ayrıca bazı bireylerde amalgamın içeriğindeki materyallere karşı allerjik reaksiyon gelişebilmektedir. Aslında çiğneme ve öğütme sonucunda ağızda açığa çıkan civa miktarı su, hava ve yiyeceklerde alınan miktardan çok daha küçüktür. Bütün bilimsel araştırmalarla civanın zararsız olduğu sonucuna varılmıştır. Ender de olsa da ağız ortamında farklı metal restorasyonların bulunduğu kişilerde ya da çatal gibi başka bir metal ağız ortamına girdiğinde, elektriklenmeden doğan hassasiyetler olabilmektedir.Tüm bu olumsuzluklara rağmen amalgam dolgular, çiğneme kuvvetlerinin yüksek olduğu arka bölge dişlerde, porselen inleylerden sonra uygulanabilecek en başarılı tedavi yöntemidir. İçinde % 70 gümüş, % 23 kalay, az miktarda bakır ve çinkodan oluşan tozun cıva ile karıştırılmasıyla hazırlanır. Karışım diş hekimi tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. Amalgam dolgunun yapıldığı bölge en az bir saat kullanmamalı; takip eden 24 saat içinde ise sert şeyleri o bölgede çiğnememesine dikkat edilmelidir..Hastaya 24 saat geçtikten sonra polisaj işlemi için ikinci bir randevu verilmelidir. Yapılan cila işlemi, pürüzsüz bir yüzey elde edilerek korozyonu azaltacaktır. Her dolgu uygulamasında lduğu gibi, amalgam dolgulardan sonra da kısa bir süre sıcak-soğuk hassasiyeti olabilmektedir.

Kompozit Reçineler (Diş Renginde Dolgular, Estetik Dolgular, Adeziv Sistemler)

Özellikle estetiğin ön planda olduğu vakalarda tercih edilen diş renginde restorasyonlardır. Dişle olan bağlantı özelliklerinden dolayı, amalgam dolgularda olduğu gibi tutuculuk sağlamak amacıyla dişten madde kaldırılmasına gerek yoktur; sadece çürüğün kaldırılması yeterlidir. Kompozit dolgular, hazırlanan kaviteye tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir.

Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değiştirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajları, işlem sonrası bir süre hassasiyet olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

Amalgam restorasyonların aksine, kompozit dolgular tek seansta tamamlanır. Tedavinin ardından hasta dilerini normal olarak kullanabilir. En önemli dezavantajları ise, işlem sonrası bir süre hassasiyet olmasıdır.

İnley ve Onleyler

Kanal tedavisi, çürük ve travma gibi etkenlere bağlı olarak dişlerde oluşan madde kaybını, dişin sadece eksik olan kısımlarını tamamlayacak biçimde restore eden bir çeşit bölümlü kuron protezi veya daha basit bir anlatımla laboratuvarda altın, çeşitli alaşımlar, kompozit veya porselenden hazırlanmış bir çeşit dolgudur.

İnlay ve onlaylerde de aynı laminate veneerlerde olduğu gibi dişin sağlam kısmı doğal haliyle korunmaktadır. Özellikle estetik ve de konfor beklentisi yüksek olan hastaların arka bölgedeki dişlerinde, metalik ve koyu renk görünümlü amalgam restorasyonların yerine tercih edilmektedir. Ayrıca çok sayıda dolgu yapılması gerektiğinde, tek seansta yapılacak diş hazırlığı ve ölçü alma aşamasını takiben, laboratuvarda hazırlanan porselen dolgular ikinci seansta yerleştirilerek zamandan tasarruf sağlar. Aynı şekilde restorasyonların klasik dolgular gibi ağız içinde değil de laboratuvarda hazırlanması, mükemmel bir uyum sağlar.

Amalgamın içeriğindeki civanın aksine porselen biyolojik olarak insan vücuduyla en uyumlu materyallerden biridir. Bunun yanında yüksek estetik özellikleri de porseleni tercih sebebi yapmaktadır. Tüm bu faktörlerden dolayı metal alaşımı ve kompozitlerin kullanımı günümüzde oldukça azalmış, yerini porselen inlaylere bırakmıştır.

ileDicle Fırat

ZİRKONYUM KAPLAMA

Zirkonyum diş, beyaz renkli bir metal üzerine porselen kaplama uygulaması yapılan dişlerdir.

Son dönemlerde zirkonyum diş kaplaması, pürüzsüz ve doğal görünümü ile çok tercih edilen tedaviler arasındadır. Kullanılan porselen Zirkonyum adı verilen bir metalin üzerine kaplanmaktadır. Bu metalin en önemli özelliği, doğal dişlerle uyum sağlamasına imkan veren ışığı geçiren bir yapıda olmasıdır. Zirkonyum, diş hekimliğinde başka şekillerde ve uygulamalarda da kullanılan bir metaldir.
İnsanın günlük hayatında en çok dikkat etmesi gereken konuların başında diş ve diş sağlığı gelmektedir. Diş sağlığına veya diş bakımına verilen önemin nedenlerinden biri olarak, kişinin dişleriyle ilgili duyduğu estetik kaygıları gösterebiliriz. Bundan dolayı da insanlar dişlerini yaptırmak konusunda farklı tercihler yapmaktadırlar. Bunlardan biri de estetik kaygılar ile direkt olarak ilintili olan zirkonyum diştir.
Zirkonyum diş kaplama, köprü ve diş kaplama yapımında öncelikli tercih edilen bir elementtir. Doğal dişlerle sağladığı uyum sebebiyle diş ve diş estetiği yaptırmak isteyenler tarafından çok daha fazla talep görmektedir. Oldukça sağlam bir metal olan zirkonyum, üzerine kaplanan porselene de yüksek dayanıklılık kazandırmaktadır. İnsan sağlığı açısından herhangi bir zararı bulunmayan zirkonyum, diğer metallere nazaran çok daha estetik olduğundan dolayı öne çıkmaktadır.
ileDicle Fırat

STERİLİZASYON VE DEZENFEKSİYON

Eskiden sadece ülkelere veya bölgelere özgü kabul edilen hastalıklar, artık tüm dünyaya kolaylıkla yayılabilmektedir. Dünyada AIDS ve buna benzer bir çok hastalığın yayılması; bir çok alanda olduğu gibi diş hekimliğinin de modern enfeksiyon kontrolleriyle tanışmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle tedavi ortamının ve kullanılan aletlerin hijyen ve sterilizasyon kurallarına uygunluğu oldukça önemlidir.
Diş hekimliği sterilizasyon pratiğinde; tek başına ısı veya tek başına basınç uygulanmasının sterilizasyon için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Önemli olan ısı ve basıncın aynı anda belli bir süre uygulanmasıdır. Ancak bu şekilde bakterilerin spor formlarına etkili olmak mümkündür. Bu nedenle kuru hava sterilizatörü kullanımının; sterilizasyonda başarısızlık oranının %60 olduğu, otoklav kullanımında ise bu oranın neredeyse sıfırlandığı rapor edilmiştir. Dolayısıyla başta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) olmak üzere bir çok yetkili merci sterilizasyon işlemlerinde otoklav kullanımı özellikle önermektedir.

Enfeksiyon Kontrolü İçin Alnıması Gereken Bazı Yöntemler

-Ayakkabılar için galoş kullanımı
-Maske, muayene eldiveni, koruyucu gözlük ve hasta önlüğü kullanımı
-Isı ve basınçla sterilizasyon
-Tek kullanımlık aletler
-Dezenfektan spreyler ve solüsyonlar
-Kullanılan malzemenin tıbbi atık protokolüne uygun olarak atılması

ileDicle Fırat

ORTODONTİ

Ortodonti çapraşık dişlerin düzeltilmesi, diş, çene ve yüzdeki uyumsuzlukların giderilmesi ile ilgilenen bir bilim dalıdır.

 

Ortodontistler çene kemiğinizin ve dişlerinizin doğru yerde ve doğru konumda yerleşmesini sağlar. Dişlerdeki çapraşıklıkların düzeltilmesi ile önemli bir estetik güzellik sağlandığı gibi, ağız ve diş sağlığına da pek çok katkıda bulunulur.

Çapraşıklıkların giderilmesi ile bu bölgelerin daha kolay ve etkili temizlenmesi sağlanır, böylece çürük ve dişeti hastalıklarının önüne geçilmiş olur.

 

Ayrıca dişlerin ve çenelerin birbiriyle kapanışları düzeleceği için daha sağlıklı çiğneme fonksiyonu kazanılmış olur. Çocuğunuz yaklaşık olarak 7 yaşına gelince, bir ortodonti uzmanı tarafından böyle bir tedaviye ihtiyacının olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

 

 

 

TEDAVİ: 

 

1-SABİT ORTODONTİK APAREYLER: 

 

Diş üzerine yapıştırılan braketler ile yapılan tedavi şeklidir. Braketler metal yada porselenden olabilir. Özellikle diş renginde olmaları nedeni ile porselen braketler estetik olarak hiçbir rahatsızlık vermezler.

 

2-HAREKETLİ ORTODONTİK APAREYLER: 

 

Hastanın kendisinin takıp çıkarabildiği apareylerdir. Daha basit vakalarda uygulanırlar.

 

3-ÇENE ORTOPEDİSİ: 

 

Alt ve üst çenenin birbirine göre bozulan ilişkilerini küçük yaşlarda yüze takılan özel apareylerle düzeltmeyi amaç edinen bir ortodonti alanıdır. Çoğu zaman ortopedik tedavi ve Ortodontik tedavi birlikte yürütülür.

 

4-ORTOGNATİK CERRAHİ: 

 

Ortodontik veya ortopedik tedavi ile düzeltilemeyecek durumlarda ortognatik cerrahiye başvurulur. Çene ve yüzde oluşan bozukluklar doğuştan yada kaza ve hastalıklara bağlı olarak sonradan ortaya çıkabilmektedir. Çenelerin birbirine ve yüze göre uyumsuzluğu hastalarda hem estetik hem de fonksiyonel rahatsızlıklara yol açmaktadır.

 

ORTODONTİK TEDAVİ SIRASINDA DİŞLER NASIL HAREKET EDER? 

 

Diş üzerine braket ve tellerle bir kuvvet uygulanır. Böylece kuvvetin yönünde bir hareket oluşur. Hareket eden dişin önünde geçici bir süre için kemik dokusunda bir yıkım olur, hareketin aksi yönünde ise yeni kemik dokusu yapılır. Böylece yeni yerlerini alan dişler, yeni bir kemik yuvasına da otururlar.

 

ORTODONTİK PROBLEMLERİN NEDENLERİ:

 

1.Beslenme Bozuklukları: Yeterli beslenemeyen kişilerde, çene ve yüz yapısında hacimsel küçülme meydana gelecek ve normal hacimdeki dişler küçük çenelerde gerekli yeri bulamayacakları için çapraşıklıklar, rotasyonlar (dönme), hatta gömüklük olguları görülecektir.

 

2.Ağızdan Nefes Alma: Kronik iltihaplar ve benzeri nedenler,uzun süre devam ederse bademcikler aşırı derecede büyüyebilir. Bu durumda solunum yolları daralır ve nefes alma güçlüğü meydana gelir. Bu güçlüğü yenebilmek ve o bölgedeki hava geçiş yolunu genişletebilmek amacıyla çocuk alt çenesini ve buna bağlı olarak dilini öne alma zorunluluğu duyar.

 

Bu durum, uzun süre devam edecek olursa alt çenenin öne doğru konumu yerleşir. Dil ön dişler arasına girer ve dişlerin sürmelerine engel olursa açık kapanış meydana gelir. Hasta burundan nefes alamıyor ise ,üst çenenin büyüme potansiyeli üzerinde negatif etki oluşabilir.

 

3.Parmak Emme: Yeni doğmuş bir bebekte oldukça gelişmiş bir emme mekanizması vardır. Emme içgüdüsü tatmin edilmemiş bir bebek, bu ihtiyacını gidermek için bazı alışkanlıklar edinir. Anne sütü ile 9-18 ay beslenen çocuklarda çoğunlukla bu alışkanlık görülmez.

Yapılan araştırmalar parmak emmenin yaşamın ilk birkaç haftasında açlığa bağlı olarak geliştiğini göstermiştir. Dişlerin sürmeye başladığı dönemde lokal irritasyonlardan doğan ağrı, parmak emme yoluyla giderilebileceğinden bu alışkanlığın dişlenmeye yardımcı olduğu düşünülebilir. Parmak emme yaşla azalır.

 

Parmak emmenin nedenleri:

 

Ani olarak anne memesi veya biberondan kesilme,

 

Bebek beslenirken emmesini çok kısa sürede sonlandırmak,

 

Bebeğin beslenmesini uzun aralıklar olacak şekilde değiştirmek.

 

Parmak emme alışkanlığının tedavisi için kesin bir yaş bulunmamaktadır, her çocuk için ayrı ayrı bir programlama düşünülmelidir. Alışkanlığın derecesi, çocuğun geçmişi zaman ayarlanmasını etkiler. Genel olarak parmak emme 3.5 yaşından sonrada devam ediyor ise tedavisine başlanmalıdır.

 

Bu alışkanlığı sürdüren çocukta, emilen parmağa ve sayısına göre etki alanında bulunan alt ve üst dişlerde yer değiştirmeler ve kapanış düzensizlikleri görülecektir.

 

4. Yalancı Emzik: Fizyolojik özellikleri olan bir emziğin 1.5 yaşına kadar emilmesi zararlı değildir. Hatta çocuğun parmak emme gibi kötü bir alışkanlık edinmesini önleme yönünden yararlıdır.Yalancı emzikler sürekli olarak kullanıldıkları zaman, etki alanları içindeki dokulara uzun süreli anormal etki yapacağı için o bölgelerde düzensizlik ve çeşitli kapanış bozukluklarına neden olmaktadır.

 

5. Diş sıkma, tırnak yeme, kalem ısırma, dudak ısırma gibi kötü alışkanlıklar.

 

6. Süt dişlerinin erken kaybı.

 

7. Diş kaybına bağlı olarak meydana gelen düzensizlikler.

 

8. 20 yaş dişlerinin öndeki dişleri sıkıştırmasına bağlı düzensizlikler.

 

9. Genetik olarak yatkınlık.

 

10. Hormonal düzensizlikler, sistemik hastalıklar.

 

YETİŞKİNLERDE ORTODONTİ

 

Ortodontik tedavi için yaş sınırlaması yoktur. Dişleri çevreleyen kemikleri sağlıklı olan herkese Ortodontik tedavi uygulanabilir.

 

Ayrıca artık braketler diş renginde porselenden yapılmaktadır. Böylece braketlerinizi kolay kolay kimse fark edemez. Tedavi, hastanın problemi ve yaşına göre 3 ay ile 30 ay arasında sürer.

 

 

NEDEN ORTODONTİ? 

 

Çapraşık dişlerle ağız hijyeni sağlamak daha güçtür ve bu yüzden dişeti rahatsızlıkları ve çürükler daha kolay oluşur.

 

Çapraşıklıkta ve eklem ilişkisi bozuk olduğunda çiğneme tam yapılamaz sindirim sisteminde bir takım problemler başlar.

 

Alt ve üst dişlerin birbiriyle tam uyumlu olmadığı durumlarda, çene eklemine veya tek bir dişe fazla yük gelerek ağrılı ve tedavisi zor problemlere yol açabilir.

 

Estetik olarak özellikle bazı vakalarda inanılmaz değişiklikler yaratılabilir.

 

Ortodontik braketler gülüşünüzü düzenlemek ve sağlığınıza kavuşmak için en iyi seçeneklerden biridir.

 

 

ORTODONTIK TEDAVİNİZ SIRASINDA DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER 

 

Braketler yiyecek ve bakteri plağının kolayca toplanmasına sebep olurlar. Bu yüzden ağız bakımı büyük önem taşır.

 

Orta yumuşaklıkta bir fırça kullanmak gerekir. Özel ortodontik fırçaların kullanılması da yararlı olur.

 

Superfloss diş ipi kullanmak hijyenin tam sağlanması açısından büyük önem taşır.

 

Ağız hijyeninizi sağlamak için size yardımcı olacak diğer bir yardımcı materyal ise interdental fırçadır.

 

Ayrıca ağız gargaraları fırça ve diş ipinin yanında yardımcı olarak kullanılabilir, ama unutmayın ki asla fırça ve ipin görevini göremezler.

 

Elma, havuç gibi sert yiyecekler bıçakla kesilerek yenmelidir. Yoksa braketlerin kırılmasına neden olabilirler.

 

Özellikle kabuklu ve sert çerezler braketlerin kırılmasına sebep olabileceği için bunların tüketilmesinden kaçınılmalıdır.

 

Karamel gibi yapışkan yiyecekler braketlere yapışıp hem çürümelere hem de braketlerin kırılmasına neden olabilir. Bu dönemde diş eti sağlığınız açısından rutin kontrolleriniz büyük önem taşımaktadır.

ileDicle Fırat

PANORAMİK RÖNTGEN

Panoramik röntgen, tüm dişlerin, çenelerin, dişler ve çenelerdeki bir çok problemin tek bir filmde görülmesini sağlayan röntgen filmidir.
Panaromik röntgen neden gereklidir?
Panoramik röntgen filmleri, tedavi planlamasının daha hızlı ve eksiksiz biçimde yapılmasına yardımcı röntgen filmleridir.
Panoramik röntgene, çene ve dişlerde gözle görülemeyen kist, çürük ve tümör gibi oluşumların teşhisinde ihtiyaç duyulur.
Çene ve dişlerle ilgili cerrahi müdahalelerden önce hekimin görmesi gereken bir röntgendir. Çünkü bu röntgenler tedavi yapılacak alanı geniş bir biçimde gösterir ve operasyonun başarısını arttırır.
Panaromik röntgen neden tercih edilir?
Panaromik röntgen çenelerdeki kist, diş çürüğü ve tümör oluşumlarıyla ilgili erken teşhis imkanı sağlar.
Tüm dişlerin görüntüsü tek bir röntgen filmi üzerinde görülebilir.
Dünyada yaygın olan bu uygulama ülkemizde de zamanla daha da yaygınlaşacaktır.
ileDicle Fırat

Kanal Tedavisi

Endodonti, özellikle kök kanalı tedavilerinin gerçekleştirildiği ana bilim dalıdır.
Endodontik tedavi denince genellikle akla kanal tedavisi gelir. Diş tedavisi işlemleri arasında da en korkulan tedavi genellikle kanal tedavisidir. Günümüzde kanal tedavisi canlı dişlerde tek seansta, canlılığını yitirmiş dişlerde de genellikle iki seansta yapılmaktadır.
Kanal tedavisi aşamaları
  • Radyografi alınarak sorunlu dişin tespit edilmesi.
  • Diş canlı ise lokal anestezi yapılarak diş ve çevre dokulardaki duyarlılığın yok edilmesi.
  • Dişin mine ve dentin tabakalarındaki çürüklerin temizlenerek pulpaya ulaşılacak boşluğun oluşturulması.
  • Dişe rubber dam takılarak izole edilmesi.
  • Elektronik aletler kullanılarak çalışma uzunluğunun saptanması ve radyografi ile teyit edilmesi.
  • Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.
  • Kök kanallarında döner alet sistemleri kullanılırken çeşitli kök kanalı dezenfektanları ile mikroorganizmaların yok edilmesi.
  • Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması.
  • Kanal tedavisine başlarken diş canlı değil ise kök kanalı içine konulacak bir kanal antiseptiği ile belirli bir süre beklenmesi ve sonraki buluşmada kök kanlarının doldurulması.
Kök kanalı tedavisinden sonra, dişin çevre dokularla ilişkisi kesilerek enfeksiyonun bir daha oluşmaması ve dişin çevre dokularında meydana gelmiş bir hasar varsa onun onarılması amaçlanır.
Kanal tedavisini takiben, özellikle de canlı dişlerin tedavisinin ardından, dişte birkaç gün katlanabilir bir ağrı veya dişin üzerine basıldığında ağrı oluşabilir. Bu kanal tedavisi sonrası oluşan normal bir ağrıdır. Kanal tedavisi yapılan dişin biraz korunmasıyla kısa sürede ortadan kalkar. Bugün için doğru tedavi yöntemi uygulanan kanal tedavilerde başarı oranı %90’a varmaktadır.
ileDicle Fırat

Diş Hastalıkları

Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır.Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir.  

 

Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.

Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu ağız ve diş sağlığının varlığını gösterir.

Diş Hastalıkları Sıra ile,

  • Diş çürükleri
  • Dişeti hastalıkları
  • Diş dizisi ve kapanış bozuklukları
  • Ağız kanserleri

Diş Eti Hastalıkları

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70’inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar. Yani dişeti iltihabı periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Dişeti hastalığının en sık görülen sebebi dişlerin üzerinde gri-sarımsı ve diş taşı ile kendini belli eden bakteri tabakasıdır.

Ana etken olan bakteri plağının yanında; sigara kullanımı, lösemi, AİDS gibi savunma sistemini etkileyen hastalıklar, diyabet veya hamilelik gibi hormonal durumda değişiklik oluşturan haller de diş hastalıkların sıklığının ve şiddetinin arttığı durumlardır.

Dişeti hastalıklarının belirtileri

  • Kırmızı, şiş, parlak dişetleri
  • Dişler fırçalanırken kanama
  • Sürekli ağız kokusu
  • Diş etlerinin dişlerden ayrılması
  • Dişetleri ile dişler arasından iltihap (püy) gelmesi
  • Dişlerin sallanması ve birbirinden ayrılması
ileDicle Fırat

Estetik ve Protetik Diş Hekimliği

Görselliğin çok önemli olduğu günümüzde, diş estetiği insan hayatında önemli bir yer almış buna bağlı olarak da hızla gelişmiştir. Dişlerin şekli, rengi, simetriği hatta diş etlerinin aynı seviye de olup olmaması bile önemsenmeye başlamıştır. Çeşitli nedenlerle dişlerin şekillerinde, yapılarında, renklerinde ve pozisyonlarında meydana gelen bozukluklar, yaşantımızda fizyolojik ve psikolojik bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.

Dişlerde oluşan fizyolojik bozukluklar; yemek yeme zorluğu, konuşma bozukluğu (harfleri doğru söyleyememe), psikolojik problemler (utangaçlık, kendine olan güvenin kaybolması, gülmemeye çalışma), ağız sağlığının daha da bozulması (dişlerin konum değiştirmesi, aşınması, çürümesi vb.), çene ekleminde ağrı, ses ve hareket bozukluğu, iyi öğütememe sonucu oluşan mide hastalıkları gib sorunlara yol açmaktadır. Diş kliniğimizde uzman hekimlerimiz ve protez uzmanlarımız Protetik tedaviler sonucunda bu sorunlar ortadan kalkmaktadır.

Diş Kliniklerimizde yalnızca ağız ve diş sağlık problemlerinin tedavisinde değil, ağız ve diş estetiğinde de çeşitli çözümler sunulmaktadır. Lamine, porselen vener, diş eti düzenlemeleri, beyazlatma yöntemleriyle, hastaya yeni bir gülüş sağlamamız mümkün olmaktadır.

ileDicle Fırat

Diş Eti Hastalıkları

Diş kökleri, gözle görülmese de dişlerin ağızda sağlıklı ve güçlü bir şekilde durmalarını sağlayan esas yapılardır.

Sağlıklı bir ağızda diş köklerini çevreleyen kemik, diş ile kemik arasındaki ilişkiyi kuvvetlendiren fibriller (telcikler) ve bu ikiliyi dışardan saran ve tutan dişeti bulunur. Bu sistemde görülen hasarlar birçok problem ve şikayete yol açar. Değişik isimlerle sınıflandırılabilen diş eti hastalığı temelde önce dişetlerinde basit bir enfeksiyonla başlar ve diş eti, kemik ve sonunda diş kaybı şeklinde ilerler.

 

Belli başlı şikayetler:

  • Diş etlerinde morarma ( Sağlıklı dişetleri açık pembe renktedir)
  • Diş etlerinde form bozukluğu, şişlik ( Sağlıklı dişetleri adeta dantel gibi dişleri sıkıca sarar)
  • Fırçalarken diş eti kanaması, ileri dönemde kendiliğinden-kolayca başlayan kanamalar.
  • Tatlı ve soğuk besinlere karşı artan hassasiyet
  • Diş aralarında sıkışmışlık hissi, künt ama çevresine yayılan, dönem dönem yer değiştiren ağrılar.
  • Diş ceplerinin oluşması (Diş ve diş eti arasında kemik ve fibril kaybı sonrası diş etleri dişlerden ayrılır ve arada derin boşluklar oluşur)
  • Temizlenemeyen derin diş eti ceplerinden dolayı oluşan periodontal apseler.
  • Diş eti çekilmeleri ( Önlem alınmayan diş eti iltihabının kaçınılmaz sonucu diş eti çekilmesi ya da cep oluşumudur)
  • Dişlerin aralarının açılması, birbirinden uzaklaşan dişlerin seyrek gözükmesi
  • Dişlerin hissedilir derecede sallanması, yer değiştirmesi
  • Yaygın-rahatsız edici ağız kokusu

Diş eti hastalığı toplumda sık görülür ve erken yaşta diş kayıplarına sebep olur. Diş eti hastalığının temel sebebi diş ve diş etlerinin üzerinde bir plaka şeklinde biriken dental plağın temizlenmemesi yani özetle ağız hijyeni eksikliğidir. Dental plak içeriğindeki bakteriler çeşitli yollarla diş eti ve kemik dokusunu bozar.

Diş taşı (tartar) diş yüzeyinde biriken plağın temizlenmemesi halinde tükrükteki mineraller aracılığı ile sertleşmiş halidir. Diş eti hastalığına sebep olan bakteriler fiş taşları üzerinde daha kolay ve hızlı çoğalarak hastalığın seyrini kötüleştirir.

 

Diş Eti Hastalığına Karşı Alınabilecek Önlemler

  • Dişlerin günde en az iki kez etkin bir şekilde fırçalanması. Yeterli zaman ayırarak bütün dişlerin bütün yüzeylerinin atlanmadan fırçalanması. Hastaların genelde atladığı bölgeler dişlerin arka yüzeyleri ve yirmi yaş dişlerinin bittiği yere kadar olan arka bölgedir.
  • Diş ve diş eti birleşim yeri ve diş etlerinin adeta masaj yapar gibi oval hareketlerle fırçalanması
  • Fırçalama sonrası diş aralarının diş ipi ya da arayüz fırçası yardımıyla temizlenmesi.
  • Diş fırçasının özelliğini yitirmeden her 2-3 ayda bir değiştirilmesi. Pahalı bir fırçayı çok uzun süre kullanmaktansa manuel-düz bir fırçayı sık değiştirmek daha iyidir.
  • Fırçalama esnasındaki kanamalar diş fırçalamaya engel ya da bahane değildir. Aksine, diş eti kanaması diş ve diş etlerinin yetersiz fırçalanmasının sonucudur.
  • 5-6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolü. Diyabet( Şeker hastalığı), hamilelik, ergenlik dönemi gibi hallerde diş eti rahatsızlıklarının oluşması ve ilerlemesi daha kolay olduğu için bu durumdaki kişilerin daha sık kontrole gitmesinde yarar vardır.
  • Kontollerde saptanan diş taşlarının hekim tarafından temizlenmesi. Diş taşı temizliği çok temel bir başlangıç diş eti tedavisi olmakla birlikte, hastalığın ilerlemesi ile daha detaylı tedavilere ihtiyaç doğar.