Kategori arşivi Haberler

ileDicle Fırat

Yatay Gömük Diş Ameliyatı

Eğer çene kavsinde dişin sürmesi için yeterli mesafe bulunmuyorsa diş gömülü kalır. Dişin büyüme ve sürmesi üzerini örten dişeti, kemik veya başka bir diş tarafından engellenebilir. Çenelerde en sık olarak üst ve alt 3.büyük azı dişleri gömülü olarak kalsalar da köpek dişleri, küçük azı dişleri hatta ön ve yan keser dişlerde gömülü olarak kalabilmektedir.

Gömülü Diş ve Enfeksiyon     Gömülü Diş ve Komşu Dişler    Gömülü Diş ve Kistler - Tümörler
Enfeksiyon (Resim-A) gibi komplikasyonlar komşu dişlere zarar verebilir. (Resim-B) Ayrıca gömülü dişlerden kistler oluşabilir. (Resim-C)
 

Mesafe yetersizliğinden gömük kalmış dişler haricinde, olağandışı pozisyonlarda ve bölgelerde süren dişlere de rastlanmaktadır. Bunlara örnek olarak tersine süren dişler, göz küresinin altından veya maksiller sinüs içerisinde bulunan..vb.  dişler verilebilir

Gömülü dişler ağrılı olup, enfeksiyona yol açabilirler. Komşu dişe veya diş köküne baskı yaparak zarar verebilirler. Eğer gömülü dişi çevreleyen kese sıvı dolup, kistik bir yapı oluşturacak şekilde genişlemeye başlarsa daha ciddi sorunlar ortaya çıkar. Kist büyüdükçe etrafındaki kemiğe, sinir dokusuna veya komşu dişlere kalıcı hasarlar verebilirler. Nadiren de olsa tedavi edilmeyen kist duvarından tümör gelişimi görülebilir. Bu durumu tedavi etmek çok daha ciddi cerrahi uygulama gerektirmektedir.

Akıl Dişi
           
Akıl dişi ağızda en son süren diştir ve aynı zamanda üçüncü büyük azı dişi olarak da bilinir. Genellik on yedi- yirmi beş yaş arasında sürer. Bu dönem olgunluk dönemi olarak adlandırılır.
Gömülü dişlerin çekilmesi gereken durumlar:
Dişeti Hastalıkları ve Perikoronit
 

Özellikle gömülü 20 yaş dişlerinin neden olduğu bir enfeksiyon tablosudur. Yarı sürmüş dişlerde dişin kuronunu çevreleyen yumuşak dokuların enfeksiyonu şeklinde tanımlanır. Diş kısmi olarak sürmüştür. Dişin ön kısmındaki mukoza açılır ve diş ağız boşluğuyla temas haline geçer. Arka kısmı ise halen mukoza ile örtülüdür. Dişi kısmi örten bu mukoza altında besin maddeleri birikebilir ve mikroorganizmaların çoğalması için uygun ortam oluşur. Eğer tedavi edilmeden bırakılırsa şiddetli ağrı , pirulan ağrı , trismus(ağız açmada zorluk), ağızda kötü tat, kötü koku ile ortaya çıkan şişme ile karakterize edilen durumlarda meydana gelebilir. 

Perikoronit her iki cinste de en çok 16-30 yaş arasında görülür. Perikoronit akut ve kronik olmak üzere dönemsel geçişler gösterir. Akut dönemler hasta için ağrılı ve sıkıntılı iken, kronik dönemlerde ağrı fazla görülmez. Perikoronit en sık ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Perikoroniti alevlendiren nedenler arasında üst solunum yolu enfeksiyonları, emosyonel stresler, zayıflık, gebelik (İkinci 3 aylık dönemde en cok) sayılabilir.

Perikoronitli dişlerin tedavisi akut dönemlerde doktorunuzun uygun gördüğü belli bir süre antibiyotik kullanımı sonrası dişin çekilmesi, kronik dönemlerde ise genelde antibiyotik tedavisi gerekmeden dişin çekilmesi şeklindedir.
 

Çürüme ve komşu dişlerde meydana gelen  zararlar:

 

Yirmi yaş dişeri kısmen gömülü kaldığı zaman arada biriken besinler tam olarak temizlenemez. Bu durum hem 3. büyük azı dişinde hem de 2. büyükazı dişinde çürümelere yol açabilir. Gömülü dişler ağız içinde hiç görünmüyor olsa bile yine de çürük meydana gelebilir. Çürüyen yirmi yaş dişleri çekilirken önlerindeki 2. büyükazı dişlerine dolgu veya kanal tedavisi uygulanması gerekebilir.

Normal sürme yolundan sapan ve komşu dişlere baskı uygulayan gömülü dişler zamanla komşu dişlerin köklerinde rezorpsiyonlara (erime ) yol açabilir.

Patolojik çene kırıklarının önlenmesi:

 

Alt çene köşesi ve 3. azı dişin bulunduğu bölge alt çenenin en zayıf noktalarından biridir. Maymunlar üzerinde yapılan deneylerde, 3. azı dişin tamamen sürdüğü zaman ile karşılaştırıldığında sürmemiş azı dişlerinin önemli ölçüde bu bölgeyi zayıflattığı görülmüştür. Bu da çeneye gelen travmalarda çenenin daha kolay kırılacağını göstermektedir. Üstelik eğer bir kırık oluşacaksa, gömük bir dişin varlığı tedaviyi güçleştirir veya enfeksiyon gelişme olasılığını yükseltir.
 
Protez safhası öncesi
 
Dişsiz hastalarda protez yapımına geçilmeden önce hastadan alınan radyografiler yardımıyla gömülü diş varlığı saptanırsa bu dişler cerrahi olarak çıkartılır. Çene kemiklerindeki rezorpsiyon (erime) ve hareketli protezlerin oluşturduğu basınç ile gömülü diş pasif olarak sürebilir, bu durum protezin kullanımına engel olur. Böyle bir hadisenin oluşmaması için gömülü dişler protez safhası öncesinde çekilmelidir.
 
Diş kaynaklı kist veya tümörlerin meydana gelmesi
 
Gömülü diş çene kemikleri içerisinde kaldığı süre boyunca dişi çevreleyen kese de onunla birlikte kalmaktadır. Bu kese kistik dejenerasyona uğrayıp çene kemiği içerisinde kist oluşumuna yol açabilir. Eğer hasta takip altında ise bu durum sorun oluşturmadan çözümlenir. Rutin kontrollerini yaptırmayan hastalar ise aradan uzun süre geçtikten sonra diş hekimine başvurduklarında kistin boyutları çok büyümüş olabilir.
 
Ortodontik tedaviyi engellemesi
 
Birinci ve ikinci molarlara ortodontik tedavi uygulanacağı zaman eğer gömülü üçüncü azı diş varsa bu diş tedaviyi engelleyebilir. Böyle bir durumda ortodontik tedaviye başlamadan önce gömülü diş çekilmelidir.
 
 Gömülü diş çekiminin uygun olmadığı durumlar
  • Komşu diş veya yapılarda (sinir, damar..vb) yüksek hasar riski
  • Dişin protez yapımında dayanak olarak kullanılacağı durumlar
  • Hastanın genel sağlık durumunun uygun olmadığı durumlar
  • Çok ileri yaştaki hastaların klinik ve radyografik olarak herhangi bir patolojik belirti vermeyen gömülü dişleri.
 
Sorun yaratmıyorsa da gömülü diş çekilmeli mi?
 

Üçüncü büyük azı dişileri ile alakalı tüm sorunlar ağrılı ve belirgin olmayabilir. Fark ettirmeden de zarar oluşturabilir. Akıl dişleri büyüdükçe kökleri daha uzar ve çıkartılması daha zor bir hal alır. Komplikasyonlar daha olası hale gelir. Ayrıca gömülü olgunluk dişleri yaş ilerledikçe daha çok soruna yol açarlar.

Kimse gömülü dişlerinin ne zaman sorun oluşturacağını önceden bilemez. Ama komplikasyon geliştiğinde olay daha ağrılı ve tedavisi daha zor bir hale gelir. Akıl dişlerinin ortalama %85’in çekilmesi gerektiği hesaplanmaktadır.
 
Gömülü dişlerimi ne zaman çektirmeliyim?
Gömülü dişlerimi ne zaman çektirmeliyim?

Genç hastalarda olgunluk dişlerinin kökleri tam gelişmediğinden, çevreleyen kemik daha yumuşak olduğundan ve komşu dokularla, sinirleri zedeleme olasılığı az olduğundan çekimi daha kolaydır. Yaş ilerledikçe dişin kökleri tamamen gelişeceğinden çekimi daha zordur. ( sinire de komşu olabilir)

Dişiniz sizi rahatsız edene kadar beklemek akıllıca değildir. Genel olarak erken yaşta çekilen gömülü dişler daha az komplike bir iyileşme süreci geçirir. Gömülü dişler üzerine yapılan çalışmalarda gelecekte oluşabilecek sorunları önlemek ve optimal seviyede iyileşmeyi garantilemek için gömülü dişlerin genç yaşta çekilmesini tavsiye edilmektedir. Araştırmacılar yaşlı hastaların üçüncü büyük azı diş ve diş dokularını içeren periodontitiste dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanma olasılıklarının fazla olduklarını belirtmektedir. Diş eti hastalıkları genel sağlığınızı da olumsuz etkileyebilir.

Cerrahi işlem sırasında neler olur?

 

Cerrahiden önce ağız çene yüz cerrahınız sizle beklentileriniz hakkında görüşür. Bu endişe ve sorunlarınızı sormanız için iyi bir fırsattır. Doktorunuzu geçirmiş olduğunuz veya halen mevcut hastalıklarınız, geçirdiğiniz ameliyatlar ve kullandığınız ilaçlar hakkında bilgilendirmeniz çok önemlidir.

Gömülü dişinizin çekiminin kolaylığı veya zorluğu dişin pozisyonu ve kök oluşumu gibi birkaç duruma bağlıdır. Gömülü diş çekimi sırasında diş pozisyonuna bağlı olarak,  bazen bütün halinde çıkartılabilirken bazen de kökleri ayırılarak çıkartılması gerekebilir.

Gömülü dişlerinin çekimi ağız çene yüz cerrahisi kliniklerinde lokal anestezi, damar yolu ile sedasyon yada genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Sizin için hangi anestezi uygulamasının uygun olduğunu ağız çene yüz cerrahınız kararlaştıracaktır.

Cerrahi sonrası sizi neler bekliyor?

 

Cerrahi işlem sonrası normal iyileşme sürecinin bir parçası olarak şişlik ve hafif şiddetli ağrı hissedebilirsiniz. Şişlikler için soğuk uygulaması, ağrı içinse doktorunuzun reçetelediği ilaçları kullanabilirsiniz.

Cerrahi sonrası günlük diyetinizi değiştirmeniz istenebilir. Çok sıcak veya soğuk gıdalar yerine çekim yarası iyileşene kadar ılık ve yumuşak kıvamlı gıdalarla beslenmeniz iyileşme sürecinin sorunsuz geçmesi için önemlidir.

Cerrahi çekim sonrası yara yerinin enfekte olmaması için ağız hijyeninize azami dikkat göstermeniz önemlidir. İşlemi takip eden günden itibaren yumuşak bir diş fırçasıyla rutin ağız bakımınıza devam etmeniz ve doktorunuz tarafından verilecek ilaçlar ile gargarayı düzenli kullanmanız gerekmektedir.

Çekim yerindeki dikişleri (eğer kendiliğinden eriyen tip değilse) 7-10 gün içerisinde aldırmanız gerekmektedir.
ileDicle Fırat

Estetik ve Protetik Diş Hekimliği

Görselliğin çok önemli olduğu günümüzde, diş estetiği insan hayatında önemli bir yer almış buna bağlı olarak da hızla gelişmiştir. Dişlerin şekli, rengi, simetriği hatta diş etlerinin aynı seviye de olup olmaması bile önemsenmeye başlamıştır. Çeşitli nedenlerle dişlerin şekillerinde, yapılarında, renklerinde ve pozisyonlarında meydana gelen bozukluklar, yaşantımızda fizyolojik ve psikolojik bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.

Dişlerde oluşan fizyolojik bozukluklar; yemek yeme zorluğu, konuşma bozukluğu (harfleri doğru söyleyememe), psikolojik problemler (utangaçlık, kendine olan güvenin kaybolması, gülmemeye çalışma), ağız sağlığının daha da bozulması (dişlerin konum değiştirmesi, aşınması, çürümesi vb.), çene ekleminde ağrı, ses ve hareket bozukluğu, iyi öğütememe sonucu oluşan mide hastalıkları gib sorunlara yol açmaktadır. Diş kliniğimizde uzman hekimlerimiz ve protez uzmanlarımız Protetik tedaviler sonucunda bu sorunlar ortadan kalkmaktadır.

Diş Kliniklerimizde yalnızca ağız ve diş sağlık problemlerinin tedavisinde değil, ağız ve diş estetiğinde de çeşitli çözümler sunulmaktadır. Lamine, porselen vener, diş eti düzenlemeleri, beyazlatma yöntemleriyle, hastaya yeni bir gülüş sağlamamız mümkün olmaktadır.

ileDicle Fırat

Diş Eti Hastalıkları

Diş kökleri, gözle görülmese de dişlerin ağızda sağlıklı ve güçlü bir şekilde durmalarını sağlayan esas yapılardır.

Sağlıklı bir ağızda diş köklerini çevreleyen kemik, diş ile kemik arasındaki ilişkiyi kuvvetlendiren fibriller (telcikler) ve bu ikiliyi dışardan saran ve tutan dişeti bulunur. Bu sistemde görülen hasarlar birçok problem ve şikayete yol açar. Değişik isimlerle sınıflandırılabilen diş eti hastalığı temelde önce dişetlerinde basit bir enfeksiyonla başlar ve diş eti, kemik ve sonunda diş kaybı şeklinde ilerler.

 

Belli başlı şikayetler:

  • Diş etlerinde morarma ( Sağlıklı dişetleri açık pembe renktedir)
  • Diş etlerinde form bozukluğu, şişlik ( Sağlıklı dişetleri adeta dantel gibi dişleri sıkıca sarar)
  • Fırçalarken diş eti kanaması, ileri dönemde kendiliğinden-kolayca başlayan kanamalar.
  • Tatlı ve soğuk besinlere karşı artan hassasiyet
  • Diş aralarında sıkışmışlık hissi, künt ama çevresine yayılan, dönem dönem yer değiştiren ağrılar.
  • Diş ceplerinin oluşması (Diş ve diş eti arasında kemik ve fibril kaybı sonrası diş etleri dişlerden ayrılır ve arada derin boşluklar oluşur)
  • Temizlenemeyen derin diş eti ceplerinden dolayı oluşan periodontal apseler.
  • Diş eti çekilmeleri ( Önlem alınmayan diş eti iltihabının kaçınılmaz sonucu diş eti çekilmesi ya da cep oluşumudur)
  • Dişlerin aralarının açılması, birbirinden uzaklaşan dişlerin seyrek gözükmesi
  • Dişlerin hissedilir derecede sallanması, yer değiştirmesi
  • Yaygın-rahatsız edici ağız kokusu

Diş eti hastalığı toplumda sık görülür ve erken yaşta diş kayıplarına sebep olur. Diş eti hastalığının temel sebebi diş ve diş etlerinin üzerinde bir plaka şeklinde biriken dental plağın temizlenmemesi yani özetle ağız hijyeni eksikliğidir. Dental plak içeriğindeki bakteriler çeşitli yollarla diş eti ve kemik dokusunu bozar.

Diş taşı (tartar) diş yüzeyinde biriken plağın temizlenmemesi halinde tükrükteki mineraller aracılığı ile sertleşmiş halidir. Diş eti hastalığına sebep olan bakteriler fiş taşları üzerinde daha kolay ve hızlı çoğalarak hastalığın seyrini kötüleştirir.

 

Diş Eti Hastalığına Karşı Alınabilecek Önlemler

  • Dişlerin günde en az iki kez etkin bir şekilde fırçalanması. Yeterli zaman ayırarak bütün dişlerin bütün yüzeylerinin atlanmadan fırçalanması. Hastaların genelde atladığı bölgeler dişlerin arka yüzeyleri ve yirmi yaş dişlerinin bittiği yere kadar olan arka bölgedir.
  • Diş ve diş eti birleşim yeri ve diş etlerinin adeta masaj yapar gibi oval hareketlerle fırçalanması
  • Fırçalama sonrası diş aralarının diş ipi ya da arayüz fırçası yardımıyla temizlenmesi.
  • Diş fırçasının özelliğini yitirmeden her 2-3 ayda bir değiştirilmesi. Pahalı bir fırçayı çok uzun süre kullanmaktansa manuel-düz bir fırçayı sık değiştirmek daha iyidir.
  • Fırçalama esnasındaki kanamalar diş fırçalamaya engel ya da bahane değildir. Aksine, diş eti kanaması diş ve diş etlerinin yetersiz fırçalanmasının sonucudur.
  • 5-6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolü. Diyabet( Şeker hastalığı), hamilelik, ergenlik dönemi gibi hallerde diş eti rahatsızlıklarının oluşması ve ilerlemesi daha kolay olduğu için bu durumdaki kişilerin daha sık kontrole gitmesinde yarar vardır.
  • Kontollerde saptanan diş taşlarının hekim tarafından temizlenmesi. Diş taşı temizliği çok temel bir başlangıç diş eti tedavisi olmakla birlikte, hastalığın ilerlemesi ile daha detaylı tedavilere ihtiyaç doğar.
ileDicle Fırat

Diş Beyazlatma

Hayatımız boyunca dişlerimizin geçirdiği fizyolojik değişimler, darbe (travma) sonucu dişin içindeki canlı dokunun ölmesi, dolgu, dişlerin geliştiği sırada antibiyotik kullanımı, kanal tedavileri, tütün, kahve, çay, alkol kullanımı gibi nedenlerden dolayı dişlerimiz doğal ışıltısını ve beyazlığını kaybetmektedir. Modern toplumlarda bireyler dişlerinin görünümünü önemser, hatta dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları kişilerde psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere sebep olabilir. Diş hekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesiyle pek çok renk, şekil, konum bozuklukları kolaylıkla çözümlenebilmektedir. Renklenmiş dişlerin beyazlatılması (bleaching), diğer restoratif metotlara kıyasla daha ucuz, pratik ve zararsızdır.

Hasta muayeneye geldiğinde ihtiyaçları ve istekleri diş hekimlerimiz tarafından değerlendirilir ve hangi tip beyazlatma yönteminin daha uygun olacağı belirlenir.

En çok bilinen üç yöntemi vardır.

EV TİPİ BEYAZLATMA

Ev tipi beyazlatma da hastadan önce diş ölçüsü alınır ve ona göre plak yapılır. Daha sonra o plak içerisinde hazneleri dolduracak şekilde beyazlatma ajanı hastaya temin edilir. Hastaya temizleme yönteminin nasıl kullanılacağı ve  ne sıklıkla kullanılacağı anlatılır. Hasta temizleme yöntemi uygulandıktan sonra belirli periodlarda hekim tarafından diş hassasiyeti ve beyazlık oranı değerlendirilir.

OFİS TİPİ BEYAZLATMA

Ofis tipi beyazlatma, kliniğimizde hekilerimiz tarafından uygulanmaktadır. Ev tipine göre daha konsantre bir beyazlatma ajanı, gerekli tedbirlerden sonra hekim tarafından uygulanır. Hassasiyete ve hekimin takdirine göre belirlenen süre ağızda durur. Ağızda hassasiyetin oluşup oluşmaması ve beyazlatma oranına göre aynı gün içerisinde tekrar uygulanabilir.

KOMBİNE BEYAZLATMA

Bu yöntemde ev tipi ve ofis tipi uygulama aynı zamanda uygulanır. Özellikle hastanın zaman konusunda sıkıntısı varsa çok daha hızlı bir beyazlatma sağlar.